21/9/2009 - NE gemiler yaktım.........
_O__ -_____@@__@_@@@_____ _____________@__@@_____@_____ ____________@@_@__@_____@_____ ___________@@@_____@@___@@@@@_____ __________@@@@______@@_@____@@_____ _________@@@@_______@@______@_@____ _________@@@@_______@_______@_____ _________@@@@@_____@_______@_____ __________@@@@@____@______@_____ ___________@@@@@@@______@_____ __@@@_________@@@@@_@_____ @@@@@@@________@@_____ _@@@@@@@_______@_____ __@@@@@@_______@@_____ ___@@_____@_____@_____ ____@______@____@_____@_@@_____ _______@@@@_@__@@_@_@@@@@_____ _____@@@@@@_@_@@__@@@@@@@_____ ____@@@@@@@__@@______@@@@@_____ ____@@@@@_____@_________@@@_____ ____@@_________@__________@_____ _____@_________@_____ _______________@_____ ____________@_@_____ _____________@@_@_____ ______________@@_____ ______________@_____
ne gemiler yaktım.... ne gemiler yaktım okadar yandıki canım sonunda karsıdan baktım ne göreyim kendime yıldızlardan daha uzaktım......
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/7/2009 - Bir Leyla düşlemesidir aşk.
 Bir Leyla düşlemesidir aşk.
Yanmaktır bir gülün kırmızısında, türküler yakmaktır sevgiliye.
Gün batımlarında tutulan sevdaları gün doğumlarında aramanın adıdır aşk. Seherlerde bülbülün yanık nağmelerinde gül hasreti çekmektir; güle rengini veren, yüreğini veren bülbül olmaktır aşk.
Ve biz şimdi büyüsü kaybolmuş zamanlarda aşkın peşine düştük. Pazar pazar gezinen Zeliha olduk aşkımıza bir Yusuf bulmak için. Yusuf, esrarını gizleyen ebedi iffetti.
Mecnun'a özendik sevdamızı bir Leyla'ya yüklemek için. Leyla bir ışıktı, ab-ı hayattı aşkı filizlendiren.
Ferhat olup Şirin'ler hatırına gönül kazmasını yamaç yüreklere vurmak istedik. Şirin, gönül aynasında aşkı büyüten bir suretti.
Bitmeyen özlemler büyütüyoruz bağrımızda. Leyla'ya, Şirin'e, Aslı'ya adadığımız yüreklerimiz vardır. Suretten öte aradığımız bir yâr vardır.
Yârin adıyla yana yana bilinsin istediğimiz adlarımız vardır.
"Aşk" ile "ilgi duyma"nın karıştırıldığı bir dönemde yaşıyoruz.
Artık güllerimiz Leyla kokmuyor, sevda kokmuyor. Aşkın ilk basamağına dahi çıkamadık. Tutkulara takılıp kaldık. Dergâha gelen delikanlıya şeyhin "Sen git, âşık ol da gel, aşkı bil de gel!" dediği kadar dahi olsa, yüreklerimize işleyemedik aşk nakışını. Gönül toprağına atamadık aşk tohumunu. Nadasa bırakılmış yüreklerimize bir Leyla tohumu düşmedi.
Biz ölümsüz ve günahsız aşklara değil, günübirlik sevdalara takılıp kaldık. Cismaniyetin ağında ateş böceklerini yıldız sayanlar gibi, tutkuları aşk sandık. Talihsiz yanılgılarla yanlış ateşlerde yandı ruhumuz.
Sonu "kaf"la biten, "aşk"ta kalb vardır. Kaf, kalbidir aşkın. Aşkın kalbini çıkarıp aldığınızda geriye "aş" (k) kalır, ceset kalır, madde kalır.
Mecnun'un aşkına özenip de yürüdüğümüz yollar, çöl değil. Oysa aşk, çölde haz verir insana. Kalb, çöl yanmışlığında kanıyorsa aşk vardır.
Aşk, yanmışlıkla daha bir lezzet verir aşığa. Susuzluktan çatlayan dudaklardan dökülen Leyla adı, cânân adı, can verir ölür ruhlara. Çölde ceylanların sürmeli gözlerinde Leyla'yı görenler, aşka uyanır seherlerde. Ve aşkın büyüsü örülür seherlerde. Toprak öperken alınlarımızdan, aslında Leyla'dır buseler konduran.
Bizim seherlerimizde ceylanlar yok artık. Biz seherlerimizi uykulara feda ettik, göremiyoruz Leyla bakışlı ceylanları.
Üstümüze güneşler doğar oldu. Geceler boyu yıldızlarla söyleşip de onlara elveda diyemedik gün doğumlarında.
Biz, ceylanların gözlerini öpemedik, bu gözler Leyla'nın gözlerine benziyor diye. Uykulara feda ettiğimiz seherlere ağlayamadık. Leylasızlığa akmadı göz yaşlarımız.
Biz sevemedik yaratılanı Yaratan'dan ötürü. Yunus mektebinde diz çöküp okuyamadık aşk kitabını.
Oysa, varlığın özünde sevda hamuru vardı. O hamuru besleyen aşkın pişmanlık gözyaşı vardı. Adem ile Havva'dan dökülen.
Şimdi ezeli pişmanlıklara değil, günübirlik sancılara akar oldu gözyaşlarımız.
En sevgiliye iltifatlar vardı sevgililer sevgilisinden, "Ben sana âşık olmuşam ey şerif!" hitabının tatlı sıcaklığı vardı. "Levlake..." hitabıyla başlayan bin bir renkte iltifatlar vardı. Âşık ile mâşûkun ezelde yazılı, göklerde yan yana asılı adı vardı.
Aşk medeniyetinin sevda pazarında, gönlümüzü bir Leyla'ya, son Leyla'ya, EN Leyla'ya sunmanın hesabındayız.
Yere göğe sığmayan Sevgililer Sevgilisini gönül Kâbe'sinde misafir etmenin telaşındayız. Misafirlikler bir olmak içindir, tek olmak içindir.
Tıpkı kapısına gelen âşıkına seslenen sevgilinin tek olma hayali gibi.
"Kimsin?" diye seslenir kapısını çalana. Aşka tutulan âşık "benim" der. Ve tekrar seslenir sevgili. "Burada iki kişiye yer yok. Gönlüm teki arzular." Tekrar kapının tokmağına dokunan ve ısrarından vazgeçmeyen âşık, benlik libasından sıyrılır. "Sen'im" der. Vahdete adım atar, bırakır ikiliği, küfrü bırakır, çokluğu bırakır.
Sevdiğinde fânî olur. Aşkın bekâsını bulur.
Ebedî aşkı arzulayanlar, sevdiğinde fânî olup ölümsüzlüğe kucak açanlardır.
Ve sevenlerin dilinde sevilenlerin adı bayraklaşır. Dillerde hep Leyla kitabı okunur. Kulağa gelen her nağmede Leyla, esen her rüzgârda Leyla... Buram buram hep Leyla... Kuşların ötüşünde, güllerin kan kırmızı kıvrımlarında, göğün mavisinde, ağacın yeşilinde hep Leyla vardır. Yağmur damlaları vuslata koşar, düşer toprağa.
Toprak, Leyla'sıdır yağmurun; toprağın Leyla'sı yağmur...
Mecnun'a adını sorarlar, Leyla der. Geldiği yeri sorarlar, gideceği yeri sorarlar yine Leyla, hep Leyla der. Hep aşk...
Gönlünü Leyla'ya kaptırmışların şafaklarında, güneşin ışıldayan çehresinde gamzeli tebessümler saklıdır. Dağların doruklarında hiç kaybolmayan beyazlıklar, Leyla'nın yüreğe serinlikler bahşeden sevdasıdır. Aşk, kar beyazı vefalar saklar bağrında.
Yüreğine yasak koyanlar, vefalara bezenmiş aşklarında ölümsüzlüğün kapılarını aralar. Gecenin mavi karanlığında yıldızlardan taç yapan âşıklar. Leyla durağında sevda yağmurlarıyla ıslanırlar.
"Cennet gözlüm" dediğimiz ve yarım kalmış yanımızı tamamlayan sevgiliyi alıp da yanımıza...
"Sen ey cenneti müjdeleyen Sevgili, Sevgilim!" deyip düşüp de peşine, tutunup da eteğine aradık mı hiç gecenin ve gündüzün Leylasını?
Sevdanın ve Leyla'nın aşkına kaç gün doğumlarını sancıyla yaşadık? Gün batımlarında kaybettiğimiz Leyla'yı bir gülün kırmızısında bir bülbülün feryadında aradık mı hiç? Leyla'dan başkasını görmez oldu mu gözlerimiz?
Yanıklığıyla ve ceylanlarıyla kendisini aşka çağıran çöldedir Mecnun. Dolaşır bir baştan bir başa. Yüreğinden aşka ırmaklar akar çöl kumlarında. Gönlünü avutur.
Dolaştığı günlerden bir gün... Fark edemez namaz kılan bir dervişin önünden geçtiğini. Leyla'dan başkasını görmeye yasaklı gözleriyle göremez, namaz kılan dervişi. Namaz biter. Kırk yıllık bekleyiş yükünü bilen derviş kızar Mecnun'a. Özür kuşanmış kelimelerin ardından, paslı vicdanlara bir hançer gibi, saplanan sözler dökülür Leyla kitabı okuyan dudaklardan. "Kusura bakma derviş baba, ben Leyla'nın aşkından seni göremedim. Ya sen, huzurunda bulunduğun Mevla'nın aşkından beni nasıl gördün?"
Aşk yanılgısıyla avunan yürekler sıtmaya tutulur. Yeni bir sevdanın, ezelî ve ebedî Leyla'nın eşiğinde aşka uyanır canlar, Leyla'ya uyanır. Vuslat kokan düşler Leyla'ya uzanır.
|
|
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/3/2009 - dua ve makbul oldugu zamanlar.......
Duayı yalnız namazlardan sonra ve belli zamanlarda yapmak mekruhtur. Her fırsatta dua etmelidir! Bilhassa şerefli vakitleri ve şerefli halleri kaçırmamalı, fırsat bilmelidir!
Duanın makbul olduğu zamanlar:
1- Seher vakti.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, seher vakti, “İstiğfar eden yok mu, onu mağfiret edeyim. İsteyen yok mu, istediğini vereyim, duasını kabul edeyim” buyurur.) [Müslim]
Allahü teâlâ iyileri överken, (Onlar seher vaktinde istiğfar eder) buyuruyor. (Zariyat 18)
Seher vakti, gecenin son altıda biridir. Gecenin ikinci yarısından sonra da dualar kabul olur. [Gece, akşam ile imsak vaktinin arasıdır.]
2- Mübarek gün ve geceler.
Cuma günü öğle ile ikindi arası.
Recebin ilk gecesi,
Şabanın 15. gecesi,
Bayram geceleri,
Arefe günü,
Ramazan gün ve geceleri,
İftar zamanı,
Her günün zeval vakti.
Bu vakitleri ganimet bilmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Şu beş gecede yapılan dua red edilmez: Regaib gecesi, Şabanın 15. [Berat] gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İ.Asakir]
(Cuma günlerinde bir an vardır ki, o anda edilen dua red olmaz.) [Buhari, Müslim, Tirmizi]
(Ramazanda Allah günahları affeder ve duaları kabul eder.) [Taberani]
3- Ezan okunurken ve ezan ile kamet arasında.
Hadis-i şerifte, (Ezan okunurken dua red olmaz) ve (Ezanla kamet arasında dua kabul edilir) buyuruldu.
4- Namaz kılarken, secdede iken ve namazlardan sonra.
Hadis-i şerifte, (Kulun Rabbine en yakın hali, namazda secdede ikendir. Secdede çok dua edin. Bu dua kabul olur) ve (Beş vakit namazlardan sonra yapılan dua kabul olur) buyuruldu. (Buhari) Nafile namazlarda, secdede iken dua edilir, farz namazlarda secdede dua edilmez.
5- Kur'an-ı kerim hatmedilince.
Hadis-i şerifte, (Kur'anı hatmedenin duası kabul olur) buyuruldu.
6- Kalbinde incelik hissettiği an.
Hadis-i şerifte, (Rikkat [incelik] halinde duayı ganimet bilin. Bu hal Rahmet kapısının açık olduğunu gösterir) buyuruldu.
7- Kâbe-i şerifi görünce.
Hadis-i şerifte, (Hac yapanların, duaları kabul olur. Kâbe’de Mültezim denilen yerde, dua eden mutlaka uğradığı musibetten kurtulur) buyuruldu.
8- Hasta iken, sıkıntılı iken.
Hadis-i şerifte, (Dertli müminin duasını ganimet bilin!) buyuruldu. (Ebuşşeyh)
9- Oruçlu iken.
Hadis-i şerifte, (Oruçlunun duası red edilmez) buyuruldu. [Tirmizi]
10- Yağmur yağarken, Kur’an okunurken, düşmanla karşılaşınca.
Hadis-i şerifte, (Şu durumda rahmet kapıları açılır ve dualar kabul edilir: Kur’an okunurken, düşman ordusu ile karşılaşılınca, yağmur yağarken) buyuruldu.
11- Cemaat halinde,
Hadis-i şerifte, (Bir cemaat toplanır, bir kısmı dua eder, ötekiler de amin derse o duayı, Allah kabul eder) buyuruldu.
12- Gıyaben yapılan dua.
Hadis-i şerifte, (Din kardeşine gıyabında [arkasından] yaptığı dua kabul olur) buyuruldu. [İbni Ebi Şeybe]
13- Ana babanın, yolcunun duası ve mazlumun zalime ettiği dua.
Hadis-i şerifte, (Ana babanın evladına duası, yolcunun, misafirin ve mazlumun duası makbuldür) buyuruldu. (Tirmizi)
14- Kur’an-ı kerimi hıfzedenler.
Hadis-i şerifte, (Kur’an-ı kerimi hıfzeden, her hatmi sırasında, kabul olunmuş bir dua hakkına sahip olur) buyuruldu.
15- Hacılar, mücahidler.
Hadis-i şerifte, (Şu dört dua red olmaz: Din kardeşine arkasından yapılan dua. İyileşinceye kadar hastaların, dönünceye kadar hacca ve savaşa gidenlerin duası) buyuruldu
16- Müslümanlıkta saçlarını ağartanların, âlimlerin ve adil idarecilerin duaları da makbuldür.
Hadis-i şerifte, (Şu üç kişinin hakkını ancak münafık olan küçümser: İslam yolunda saçını ağartmış olan, ilim sahibi ve âdil idareci) buyuruldu
bu vakitleri değerlendirebilmemiz ümidiyle....
|
|
Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/3/2009 - Ekmek veren eli kıran baba.....
EKMEK VEREN ELİ KIRAN BABA Bağdat'ı kıtlık kırıp geçiriyordu. Herkesten önce de hamallar açlık çekiyordu. İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan bir evin kapısından seslendi hamalın biri: - Allah rızası için birazcık ekmek. Günlerdir lokma girmedi ağzımdan. Tandırın başındaki kadın taze ekmekleri kızına uzattı. "Ver şu adama" dedi. Kızcağız ekmekleri güzelce katlayıp verdi aç hamala. Hamalın sevincine sınır yoktu. Evine doğru hızlandı. Kim bilir kaç günlük açlığını giderecekti? Tam bu sırada karşıdan gelen birinin sert ikazı durdurdu onu: - Çabuk söyle, bu ekmeği hangi evden aldın? Geriye bakıp eliyle işaret etti: - İşte şu evden. Adam kızgın şekilde salladı başını: - Yanılmamışım, böyle zamanda başka kimin evinden alınabilir ekmek? diyerek eve doğru ilerledi. Kapıyı açar açmaz da sordu: - Kim verdi ekmeği hamala? Hanım korkudan kızını gösterdi. Güya kızına acır, bir şey yapmaz diye düşünmüştü. Halbuki adamın şükürsüzlük ve cimrilik içine işlemişti. Elindeki sopayı hızla havaya kaldırdı, kızının ekmek veren eline öyle bir indirdi ki bilek zedelenip burkuldu, el çarpık kaldı. Söyleniyordu kendi kendine: - Ben herkese ekmek versem bu evde ekmek kalır mı? diye. Halbuki nimet şükür isterdi. Şükürsüzlük nimetin gitmesine sebepti. Nitekim bu şükürsüzlüğün akibeti de öyle olacaktı. Olmaya başladı bile. Kısa zamanda işleri bozuldu, çarşının en işlek yerindeki dükkanını satması da onun bozulan işlerini. Bir ara o hale geldi ki, evine ekmek alamaz duruma bile düştü. Nitekim bir akşam eve gelmiş, kızcağızına da acı sözü söylemişti; - Artık benden ümidinizi kesin. Çünkü bu akşam ekmek alacak kadar da olsa elime para geçmedi. Çarşıya in, ekmek parası iste. Kızcağız çarşıya inmiş, utana sıkıla sattıkları dükkanın karşısına geçerek bir tanıdık görürüm diye beklemeye başlamıştı. Kendisini gören dükkandaki adam hemen yanına gelerek: - Sen masum birine benziyorsun, ne bekliyorsun burada? diye sormuştu. O da anlatmıştı gerçek durumu: - Ekmek alacak paramız kalmadı, bir tanıdıktan ekmek parası istemek üzere bekliyorum burada. Hemen elini cebine attı adam. Hatırı sayılır bir miktar parayı uzatarak "Al" dedi. "Bununla istediğin kadar ekmek alabilirsin. Ben de nimetin şükrünü eda etmiş olurum böylece." Kızcağız elinin birini arkasına saklamış, ötekiyle parayı alırken adamın dikkatin çekti bu saklayış; - Elinde bir yara bere varsa tedavi ettireyim, niçin saklıyorsun? Allah bana nimet verdi, şükrünü eda etmek için iyilik yapmam gerek, dedi. Kızcağız önce açıklamak istememişse de adamın ısrarı üzerine anlattı elinin durumunu: - Ben bir yoksula ekmek vermiştim. Babam yolda rastlayıp sormuş, o da evi gösterip 'İşte oradan aldım' demiş, bizi haber vermiş. Babam eve gelince elindeki sopayla ekmek veren elime öylesine bir darbe indirdi ki, elim böylece çarpık kaldı. Göstermekten utanır oldum. Bu yüzden de evde kaldım. Bu açıklamayı dinleyen adam bağırmaya başlar: - Komşular! Çabuk buraya gelin, ben hayalimdeki altın kalpli kızı buldum, hayat arkadaşım işte karşımda, siz de şahit olun... diyerek başlar anlatmaya: - Ekmeği isteyen fakir bendim. Ben o gün üç bir hamaldım. Demek ki elinin çarpık kalmasına ben sebep olmuşum. Hem sebep olayım hem de seni bu halinle baş başa bırakayım. Buna Allah razı olmaz. Seni görünce içimden bir sevgi selinin koptuğunu anladım, bana ekmek veren kıza ne kadar da benziyor diye düşünmüştüm. Yanılmamışım. Baban şükürsüzlük ettiğinden Allah onun dükkanını elinden alıp bana nasip eyledi. Şimdi ise imtihan sırası bana geldi, ben de aynı şükürsüzlüğe düşmek istemem. Haydi gel, nikahımızı yaptırıp birlikte babanı sıkıntıdan kurtaralım. Yola koyulurlar, ekmek veren eli sakatlayan şükürsüz babaya doğru... "Şükrederseniz çoğaltırım, etmezseniz elinizden alır şükredene veririm. Şükürsüze de azabım şiddetli olur..." (Kur'an-ı Kerim, 14/7)
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/3/2009 - Hadis-i Şerifler....
1. Kiyamet gununde bile olsaniz, eger elinizde bir fidan varsa onu dikiniz. 2. Kisi kendi icin istedigini kardesi icin istemedikce gercek mumin olamaz. 3. Kalbinde zerre miktari iman bulunan kimse atesten cikacaktir. 4. Kim Rab olarak Allah'i, Din olarak Islami, Resul olarak Hz Muhammed'i sectim derse cennet ona vacib olur. 5. Besikten mezara kadar ilim tahsil edin. 6. Insanlar uzerine oyle bir zaman gelecek ki, onlar arasinda dini konusunda (yapilan saldirilara) sabirla karsi koyan, kor parcasini avuclayan gibi olacak. 7. Allah'a isyan olan bir hususta kimseye hic bir itaat yoktur. Itaat ancak (ser'i olculer icerisinde) dir. 8. Allah kadin kiyafeti giyen erkege ve erkek kiligina giren kadina lanet etsin. 9. Ya ogrenen, ya ogreten , ya dinleyen, ya da seven ol! Bunlarin disinda bir besincisi olma; helak olursun. Besincisi ise, ilme ve ilim ehline bugzetmendir. 10. Kalbinde tam bir sadakatle Allah'tan baska ilah olmadigina ve Muhammed'in de Allah resulu olduguna sehadet eden bir kimseyi Allah, cehennem atesine haram kilar. 11. Irkciliga cagiran bizden degildir. Irkcilik icin savasan bizden degildir. Irkcilik uzere olende bizden (muslumanlardan) degildir. 
12. Kisi arkadasinin dini uzeredir. O halde sizden birisi kiminle arkadaslik yaptigina dikkat etsin. Kisi sevdigi ile beraber (hasrolunacaktir) dir. 13. Ummetim dinar ve deremi (parayi, maddi varliklari) yucelttigi zaman onlardan Islam'in heybeti kaldirilir. Iyilikle emretmeyi terkettikleri zaman da vahyin bereketinden mahrum kilinirlar. 14. Islam cemaatinden bir karis da olsa ayrilan, boynundan Islam bagini cozmus demektir. 15. Is ehil olmayana verildiginde kiyameti bekle. 16. Akilli kisi nefsine hakim olup olumden sonrasi icin is yapandir. 17. Kendimden sonra erkekler icin kadinlardan daha zararli bir fitne birakmadim. 18. Fitne doneminde ibadete sarilmak, bana hicret etmek gibidir. 19. Cihad, kiyamet gunune kadar gecerli bir emirdir. 20. Kim gaz yapmadan ve icinde gaa yapma istegini konusturmadan olurse, munafikliktan bir cesit uzere olur. 21. Cihadin en faziletlisi zalim sultan katinda hakki soylemektir. 22. Rabbini gazablandiracak bir meselede sultani hosnud eden (etmeye calisan) Allah'in dininden cikmis olur. 23. Cennet (nefse agir geldigi icin) hoslanilmayan seylerle, cehennemden sehvete hitap eden sylerle kusatilmistir. 24. Islam'in disinda bir millet uzerine yemin eden, soyledigi gibidir. 25. Amellerin en hayirlisi sevdigini Allah icin sevmek bugzettigine de Allah bugzetmektedir. 26. Kim bir kavme benzemeye calisirsa, o onlardandir. 27. Munafigin alameti uctur: Konustugunda yalan soyler, vaad verdiginde yerine getirmez, emanet olundugunda hainlik eder. 28. Kisi din kardesine kafirlik isnad ederse, bu isnad ikisinden birine doner. 29. Kim bir hayirli isi yapmaya yonelise, onu yapan kadar mukafat alir. 30. Arzusu ve hedefi Allah'dan baska sey olarak sabahlayan Allah(in kullarindan) degildir. Muslumanlarin dertleriyle dertlenmeyen de onlardan degildir. 31. Rabb olarak Allah'a, din olarak Islam'a peygamber olarak Muhammed (s.a.v) erazi olan kisi imanin tadini tatmis olur. 32. Suphesiz ki benden sonra ummetimden Kur'an-i Kerim'i okuyan bir kisim insanlar olacak. Fakat onlarin okudugu bogazlarini gecmeyecektir. Onalr tipki okun yaydan ciktigi gibi dinden cikacaklardir, sonra da tekrar ona donmeyecekler. o kimseler, insanlarin ve hayvanlarin en kotuleridir. 33.Ummetimden bir takim kimseler, ismini degistirerek sarabi icecekler. Bu esnada baskalari ucunda calgilar calinacak ve sarkici kadinlar olacak. Iste onun icin Allah onlari yere batiracak ve aralarindan bazilarinin sekli maymuna ve domuza cevrilecek. 34. Sozlerin en dogrusu Allah'in kitabidir. Hayat tarzlarinin en guzeli Muhammed (s.a.v) in hayat tarzidir. Islerin en serlileri sonradan uyduranlardir. Her sonradan uydurulan sey bid'attir. Her bid'at sapikliktir ve her sapiklik ta cehennem'dedir. 35. Emirleriniz hayirlilariniz,zenginleriniz hosgorululeriniz, isleriniz aranizda danismayla oldugunda yerin ustu sizin icin yerin altindan daha hayirlidir. Ama emirleriniz serlileriniz, zenginleriniz,cimrileriniz, isleriniz kadinlarinizin elinde oldugunda yerin alti sizin icin yerin ustunden daha hayirlidir. 36. Sizden kim (seriate uymayan) bir kotu is gorurse onu eliyle duzeltsin, buna gucu yetmezse diliyle duzeltsin. Buna da gucu yetmezse kalbiyle bugzetsin. bu sonuncusu ise imanin en zayip mertebesidir. 37. Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederimki, Ben kendisine babasindan ve cocugundan daha sevgili oluncaya kadar sizden birinin kamil imanla iman etmis olmaz. 38. Bildigi ile amel eden kisiye Allah bilmedigi ilimlerin bilgisine varis kilar. 39. Kardesini bir gunahindan dolayi ayiplayan kisi, gunahi islemedikce olmez. 40. Insanlar su iki yonde cok yanilirlar 'saglik ve bos vakit'. 41. Hayati acilastiran olumu devamli hatirlamaktir.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
bir kadını ağlatırken çok dikkat edin..!!!
çünkü Allah gözyaşlarını sayar..!!!!
kadın;erkeğin kaburgasından yaratıldı,ayaklarından yaratılmadı..!!!
öyle olsaydı ezilirdi!!!
üstün olsun diye başındanda yaratılmadı!!
AMA GÖĞSÜNDEN YARATILDI;
Eşit olsun diye;
Kolun biraz altında;Korunsun diye!!!
KALP HİZASINDA SEVİLSİN DİYE!!!

Son Yazılarım
|